Özel sektör erken dönem çocukluk eğitiminde sorumluluk üstlenebilir mi?  

Kamu, Aile ve Özel Sektör üçgeninde çocuk bakımını kim ya da kimler üstlenmeli? 

Bu sorular sosyal politika tartışmalarının pek de popüler olmayan gündeminde yer alan sorular.

Peki gerçekten özel sektörde kreş, gündüz bakım evi gibi hizmet uygulamaları mümkün mü?

İyi uygulamalar ile bunun mümkün olabileceğini görüyoruz.

Bu yazıda Birleşmiş Milletler (BM) Women ile BM Global Compact tarafından ortaklaşa oluşturulan“Kadının Güçlenmesi Prensipleri” (WEPs) tarafından iyi örnek seçilen ve bunu gerçekleştiren iki şirket uygulamasını inceledik.

Borusan Holding

“Aile ve Sosyal Politikalar ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı” gibi kamu kurumlarının ortaklığı ile “Annemin İşi Benim Geleceğim” adlı KSS projesini yürütüyor. Proje, kadınların işgücüne katılımının önünde en yaygın engellerden biri olan çocuklara yönelik günlük bakım hizmetleri sunarak bu engelleri ortadan kaldırmayı amaçlamakta.

Proje kapsamında, 10 ilde bulunan 10 organize sanayi bölgesinde, 0-6 yaş arasındaki çocuklar için günlük çocuk bakım tesisleri (kreş ve gündüz bakım merkezleri) açıyor. 2017 yılına kadar, ilk Borusan Neşe Fabrikaları Adıyaman ve Afyonkarahisar’da açıldı. Malatya ve Balıkesir kreş ve gündüz bakımevlerinin de inşaatı tamamlandı [1].

Yeşim Tekstil

Bursa merkezli bir tekstil üreticisidir. Şirket Yeşim Anaokulu’nu, iş verimliliğini artırmak ve kadın istihdamını artırmak için bir hizmet olarak sunuyor. Yeşim Anaokulu çalışanların 0-6 yaş arasındaki çocuklarına bakım ve eğitim hizmetleri veriyor ve toplam 2.300 Yeşim Tekstil çalışanı bu hizmeti kullanıyor.

Hem kadın hem de erkek çalışanlar Yeşim Anaokulu’ndan yararlanma imkanına sahip. Şu anda 250 çocuk bu kreşleri kullanıyor.

Ayrıca, 1988 yılından beri kullanılmakta olan bu çocuk bakım merkezleri, anaokulu, fiziki altyapı ve hizmetler açısından yıllar içinde genişliyor. Vardiya sistemine geçilmesi ile haftada altı gün hizmet veren kreşler, 1998 yılında anaokulu 3.000 metrekarelik bir alana taşınmış ve 2007 yılında bu kreşlere ebeveynlerin isteği üzerine bir oyun alanı eklenmiş [2]. Bu vakayı Türkiye örneğinde benzersiz kılan şey ise şirketin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın “Gebe Kadınların ve Kadınların Çalıştırılma Şartlarına Dair Yönetmelik” uyarınca bir kreş merkezi kurulması için 150 kadın işçi kotasının bulunması yönünde bir yükümlülüğü bulunmadan bu kreş hizmetlerini sağlaması.

Yazar: Esra Atalay Tuna

Resim: Pixabay.com